.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu kalıcı ve sürekli dikkatsizlik örüntüsü ve/veya benzer gelişim düzeyindeki bireylere göre daha sık ve şiddetli hiperaktivite ve dürtüselliğin olması olarak tanımlanır. Başlangıcı genellikle 3-4 yaşlarında olmakla birlikte, çoğu zaman tanı ilkokul yıllarında konmaktadır. Belirtilerinn 7 yaşından önce başlaması ve en az iki ortamda ortaya çıkması gerekmektedir.
Dikkatsizliğin önde geldiği tip, hiperaktivite-impulsivitenin önde geldiği tip ve bileşik tip olmak üzere üç alt tip bulunmaktadır.
Farklı çalışmalarda okul çağındaki çocuklarda % 3-5 ve % 10-15 sıklıkta görüldüğü bildirilmektedir. Okul öncesi dönemde bu bozukluğun kliniği ve sıklığı hakkında yapılmış çalışmaların azlığı sebebiyle bilgilerimiz yetersizdir. Yapılmış olan epidemiyolojik çalışmalarda, 2-5 yaşlarındaki çocuklarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuun % 2-7.9 sıklıkta görüldüğü bildirilmiştir.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar bireysel katılım gerektiren etkinlikleri sürdüremezler ve bir işi tamamlamadan diğerine geçme eğilimi ile birlikte düzensiz, denetimsiz ve aşırı hareketlidirler. Bu çocuklar sakin olmayı gerektiren durumlarda huzursuzdurlar, uygunsuz ortamlarda koşturur, aşırı konuşur ve gürültücüdürler. Sabırsız olup sıklıkla laf keserler. Oyunlarda çabuk sıkıldıkları ve kurallara uymakda zorluk yaşadıkları için arkadaşları tarafından dışlanabilirler. Oyuncakları ile uzun süre oynayamazlar, dağınıktırlar. Kendileri ile konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi gözükürler. Unutkan ve sakardırlar ve zihinsel çaba gerektiren işlerde başarısız olurlar. Okul öncesi çocukların ebeveynleri sıklıkla çocuklarının çok hareketli, sabırsız ve inatçı olduklarından yakınabilirler. Bu özelliklerin gelişim dönemine uygun olması nedeniyle bu yaş döneminde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı koymak oldukça güçtür.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu’nun ayırıcı tanısında döneme özgü özellikler, zor mizaç, uyaran eksiklikleri, mental retardasyon, yaygın gelişimsel bozukluklar, karşıt olma karşı gelme bozukluğu, davranım bozukluğu, uyum bozuklukları, anksiyete bozuklukları, major depresip bozukluk gibi ruhsal hatalıklar ve konjenital sendromlar, beyin hasarı, ilaç kullanımı, kronik bozukluklar gibi organik patalojiler akla gelmelidir Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 6 |