Şaziye Senem Başgül
Uzm. Dr.
Diğer yazıları
Diğer yazarların yazıları
Çalışan Anne Çocuğu Olmak
Anne çocuk arasındaki bağlanma, anne karnında başlamaktadır (Fuller 1993). Gebelikte başlayan bu bağlanma süreci doğum sonrası da devam eder, hatta bir yıla kadar uzayabilir. Bu süreç içerisinde anne ve bebek arasında güvene dayanan bir ilişki yapılanır. Zamanla baba ve kardeşin katılımı ile bu ilişki güçlenir. Bebeğin kendisine değer verme duygusunun gelişiminde bu ilişkideki doyum çok önemlidir (Waters 2000). Çocuğun annesi veya birincil bakım veren yeterli düzeyde hassas, duyarlı ve uyumlu ise çocuk güvenli bağlanma sitili geliştirir (Bowlby 1988). Çocuğa bakım verenin onu doğuran kişi olmadığı durumlar vardır. Doğumdan itibaren sürekli onunla ilgilenen kişi onun birincil bakım verenidir ve o da bu güvenli bağlanmayı sağlayabilir. Bağlanmanın olabilmesi için annenin/bakım verenin sürekliliği önemlidir (Pehlivantürk 2004).
Bebek anneyi/bakım vereni 3. ay civarı tanımaya başlar. İlk üç ay anneyi kendisinin uzantısı olarak algılar. Sonrasında annenin ayrı bir birey olduğunu fark eder ve 6. ay civarında anneden ayrı ötekileri de fark etmeye başlar. İlk bir yılda dışarıdan verilen bakıma muhtaç bebeğin yaşaması için fiziksel bakım kadar sevgi de çok önemlidir. Güvenli bağlanan çocuk yavaş yavaş bağımsızlaşmaya başlar ve 1-3 yaşlar arasındaki “beceriksiz” olarak tanımlayabileceğimiz yavrumuz, özerkliğini ilan eder. 3 yaşına kadar gözünün önünde olmayan nesne başka bir yerde de yoktur. 3 yaş bitimiyle gelişen nesne sürekliliği sayesinde gözünün önünde olmayan bir nesne uzayda bir yerde vardır. “Annem burada yokken başka bir yerde benim annem olarak vardır” diye düşünebilir. Nesne sürekliliği olarak tanımlanan bu dönem çocukların kreşe verilebilmesi için en uygun dönemdir (Piaget'in Bilişsel Gelişim Kuramı). Çalışan annelerin de işe dönmeleri için önerilen en uygun zaman nesne sürekliliğinin oluştuğu 3 yaş sonrasıdır. Ancak işi gereği daha erken yıllarda çalışma hayatına geri dönen annelerin de çocukları, eğer başından beri bebeğin bakımına anne ile birlikte destek olan bir aile büyüğü ve değişmeyen bir bakıcı ile bırakılacaklarsa sorun oluşmayacaktır.
Ayrılacağı zaman annenin kendisinin çocuğu karşısına alıp yaşına uygun bir dille ona bunu anlatması, geri geleceğini söylemesi ve mutlaka ona söylediği zamanda da geri dönmesi çok önemlidir. Çocuk huzursuzlansa da, tepki verse de annesini anlayacak ve durumu kabullenecektir. Kaçmak, yalan söylemek temel güven duygusunu zedeler. Anlık başa çıkma olan kaçma davranışı güvensiz bir ilişkiye sebep olur ve sorunu kalıcı kılar.
Evde kalan anneler, tüm gün çocuklarıyla bire bir ilgilenmemekte, çoğu kez onları kendi hallerine bırakıp işe dalabilmektedir. Hatta nasıl olsa zamanım var diye çocukla özel ilgi ve oyun oynamayı ertelemektedirler. Çalışan annelerin çocuklarını özlemeleri ve suçluluk duyguları çoğu kez çalışmayan annelerden kısa da olsa daha kaliteli zaman geçirmelerine sebep olmaktadır. İşinde mutlu olan, çocuğunun bakımı ile ilgili endişesi olmayan annelerin çalışmayan annelere göre daha iyi ebeveyn olduğunu bildiren çalışmalar vardır Gold ve Andres 1978, Steward 1987, Dworetzk 1990). Başka çalışmalarda da çalışan anne çocuklarının erken yaşta kendilerine daha çok yeten ve bağımsız davranabilen çocuklar olduğu da bildirilmektedir (Arık ve Ayçiçeği 1990, Dworetzy 1990). Kendilerine kişisel olarak yatırım yapan anne babaların ergen çocukları, ergenlik dönemini ruhsal olarak sağlıklı atlatan bir gençler olabilmektedir (Orvin, 1995). Annenin çalışması kendine yaptığı bir yatırım olarak düşünülebilir.
Uzm. Dr. Senem Başgül ve Doç Dr. Nilay Özdemir’in Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi 2010 yılı en iyi çalışma ödülü alan, Kocaeli Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Halk Sağlığı Anabilim Dallarının ortak bir çalışmasında; 3-5 yaşlarındaki çocukların ruh sağlığını etkileyen faktörler değerlendirilmiştir. 204’ü saha örneklemi, 105’i ise klinik örneklemden oluşan toplam 309 çocuk üzerinde yapılan bu çalışmanın sonuçlarından biri de; çalışan annelerin çocukları ile çalışmayan annelerin çocukları arasında sorun davranış ve ruhsal hastalık geliştirme açısından fark olmadığıdır. Oldukça geniş örneklemli bu çalışmada her bir çocuk, bir çocuk psikiyatrisi uzmanı tarafından yaklaşık 1 saat süren ayrıntılı bir değerlendirme ile incelenmiştir. Ülkemizde yapılan bu çalıma bize, annenin çalışmasının çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilemediğini gösteren önemli bir bilimsel göstergedir.
Çalışan annelerin “çocuğuma yetemiyorum, yeterince iyi bir anne değilim” diye düşünerek suçluluk duymamaları gereklidir. Çünkü bu suçluluk duygusu ile yapılan aşırı öz verili davranışlar, maddi değeri olan ödüller çocuk için daha olumsuz olabilir. Maddi telafiler çocuğumuzun doyumsuz ve bencil yetişmesine sebep olabilir. Oysa eve gelir gelmez, gün boyunca annesini bekleyen çocuğun temel ihtiyacı olan ilgiyi ona verip sonrasında kendi işlerimizle ilgilenmek, iş yaparken onu yanımıza alıp konuşmak çok faydalı olacaktır. Mümkünse yarım saat kadar oyun oynamak ve uyumadan önce ona kitap okuyacak süreyi bulmak onun için çok faydalı olacaktır. Her zaman aynı düzeyde ilgilenemediğimiz ve yorgun olduğumuz zamanlar da olabilir. Bu durumda da ilk 15- 20 dakikanın ona ayrılması çok önemlidir. Sonrasında zaten yakanızdan düşecektir.
Unutmayın çocukla geçirilen süre değil, zamanın niteliği önemlidir.
Uzm. Dr. Şaziye Senem Başgül
Çocuk ve Ergen Ruh sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Eylül 2010