Şaziye Senem Başgül
Uzm. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL
Çocuk ve Ergen Ruh Sağlıgı ve Hastalıkları Uzmanı
 
 

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar


 

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar (Otistik Spektrum Bozuklukları):Yaygın gelişimsel bozukluklar yaşamın ilk yıllarında başlayan, gelişimin değişik   alanlarında ortaya çıkan ciddi ve kalıcı belirtilerle seyreden bir nöropsikiyatrik   bozukluktur. Karşlıklı sosyal ilişki ve etkileşimde bozukluk, iletişim becerilerinde   yetersizlik, sınırlı ilgi alanı ve basmakalıp davranışlarla seyretmektedir . 
Yaygın gelişimsel bozukluklar ana başlığı altında otistik bozukluk, Rett bozukluğu, çocukluğun dezintegratif bozukluğu, Asperger bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluklar olmak üzere beş bozukluk tanımlamaktadır. Tanı her yaşta konulabilmekte ancak, gelişimsel anormalliklerin yaşamın ilk 3 yılında varlığını göstermiş olması gerekmektedir.

1. Otistik bozukluklar:
Otistik bozuklukla ilgili ilk çalışma 1943 yılında Kanner tarafından yapılmıştır. Kanner sosyal ilişki ve iletişim alanlarında ciddi bozukluk ve olağan dışı çevresel tepkilerle belirli, şizofreniden belli alanlarda farklılıkları olan ve yaşamın ilk yıllarında görülen erken bebeklik otizmini tanımlamıştır.
Farklı çalışmaların sonuçlarına göre Otistik bozukluk 10.000 de 4.9-16.8 sıklıkta görülmektedir. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Otistik Çocuklar Merkezi’nde yapılan bir çalışmada kız erkek oranı 1/4.7 olarak bildirilmiştir.
Otistik çocuklarda motor becerilerin gelişimi genellikle normal olmakla birlikte sosyal ilişkilerin gelişiminde belirgin zorluklar ortaya çıkmaktadır. Otistik çocukların toplumsal iletişimi sağlamak için sözel ve sözel olmayan becerileri yetersizdir. Yaşıtlarıyla gelişimlerine uygun ilişki kuramazlar. Dil gelişiminde, dili anlama ve kavramada bozukluklar görülmektedir. Gelişim düzeyine uygun imgesel veya toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynayamazlar. Bir veya birden fazla basmakalıp ve sınırlı ilgi örüntüsüne takılıp kalabilirler. Günlük işlere ve rutinlere esnek olmayan biçimde bağlıdırlar, aynılıkta ısrar edebilirler. Amaçsız yineleyen davranışlar olarak tanımlanan stereotipiler sık görülür. Müziğe ve reklamlara özel ilgi duyarlar.
Yapılmış olan izlem çalışmalarında otistik belirtilerin 3 yaşından önce görüldüğü ve çoğu olguda tanının okul öncesi dönemde konulabildiği bildirilmiştir. Ancak bir çocuğun normal gelişim sürecinde, çeşitli nedenlerle oluşabilecek gelişimsel geriliklerinin otizmden ayrılması ve tanının bir izlem süreci sonucunda konulması önemlidir.

2. Asperger bozukluğu:
Asperger bozukluğu Asperger tarafından ilk kez 1944 yılında “çocukluk    otistik psikopatolojisi” olarak tanımlanmış ve bu bozukluğun Kanner’in bildirdiği otizm tanımından bazı özellikler yönünden farklı olduğu belirtilmiştir. Epidemiyolojik çalışmalarda sıklığı 10.000’de 0.3-8.4 olarak bildirilmektedir. Gillberg ve Gillberg’in tanı ölçütleri kullanıldığında erkeklerde 4 kat daha sık görüldüğü söylenmektedir.
Asperger bozukluğu otizme benzer şekilde toplumsal sosyal ilişkilerde yetersizlik,  iletişimde bozukluk ve sınırlı ilgi alanı olması ile karekterizedir. Başlangıcın otizme göre daha geç dönemde olması ve dil becerisinin erken ve yeterli gelişimi AB tanısındaki en önemli belirleyici özelliklerdir. Zeka düzeyleri otistik çocuklara göre daha iyidir. Gilberg 1989 yılında Asperger sendromu olarak tanımladığı 23 olguluk bir değerlendirme sunmuştur. Gilberg’in önerdiği tanı ölçütlerine göre Asperger sendromu karşılıklı etkileşimde ciddi düzeyde bozukluk, sığ ilgi dağarcığı, aynılıkta  ısrar etme, konuşma ve dil sorunları, sözel olmayan iletişim sorunları, hareketlerde  hantallık olması olarak tanımlanmaktadır.
Asperger bozukluğuna mental retardasyın, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, öğrenme bozuklukları, tik bozuklukları, anksiyete bozuklukları ve depresif bozukluklar sıklıkla eşlik etmektedir.

3. Rett Bozukluğu:         
Rett bozukluğu ilk kez 1966 yılında Rett tarafından tanımlanmıştır.Kızlarda görülen bu bozukluğun sıklıkğı 1/10.000 olarak    bildirilmektedir. Bu çocukların prenatal ve perinatal gelişmeleri, doğumda kafa çevreleri ve ilk aylardaki psikomotor gelişmeleri normaldir. En az 5 ay, en fazla 48 ay (ortalama 1-2 yıl) içinde    psikomotor gelişimleri bozulur, kafa büyümesi yavaşlar, daha önceden kazanılmış amaca yönelik el becerileri ve ince motor becerileri yitirilir, ardından basmakalıp el bükme ya da el yıkamaya benzer hareketler yapmaya başlarlar. Çevreye olan ilgileri azalır ve iletişim becerileri bozulur. Bu çocuklar hipotoniktirler ve zamanla yürümede ve beden hareketlerinde kordinasyon bozukluğu gelişebilir. Sözel anlatım ve dili    algılamada ileri derecede bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Yiyecekleri    uygun biçimde çiğneyememe, hiperventilasyon nöbetleri, mesane ve barsak kontrolünü kazanamama, aşırı salya akması ve dilin dışarı çıkması görülebilmektedir.Rett bozukluğu ağır ya da ileri derecede mental retardasyon ile ilişkilidir.

4. Çocukluğun dezintegratif bozukluğu:
Çocukluğun dezintegratif bozukluğu en az 2, en fazla 10 (ortalama 3-4) yaşından sonra daha önceden kazanılmış becerilerin kaybına eşlik eden sosyal, iletişimsel ve davranışsal anormalliklerle devam eden bir bozukluktur. İlk olarak 1908 yılında Heller  “dementia infantilis” olarak tanımlamıştır. Otizmden 10 kez daha seyrek görüldüğü ve kız/erkek oranının 1/4-1/5 olduğu bildirilmektedir. Temel özellik çocuğun becerilerinde belirgin bir gerileme, sosyal ilişkilerinde sorunlar, stereotipik davranışlar, değişime direnç, aşırı hareketlilik, öz bakım becerilerinde yıkım görülmesidir. Bu çocuklar genelde kaygılıdır ve korkuları olabilir. Bu bozuklukta mental retardasyon otizmden daha sık bildirilmektedir. Epileptik nöbetler sıklıkla görülmektedir. 

5. Başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluklar:
Başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluklar karşılıklı toplumsal etkileşimde ya da sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinin gelişmesinde ağır ve yaygın bir gelişimsel bozukluk olmasına ya da basmakalıp davranış ve ilgilerin bulunmasına karşın özgül bir yaygın gelişimsel bozukluğun tanımlanamadığı durumlardır. Atipik otizm olarak da adlandırılabilen bu bozukluğun seyrinin diğer yaygın gelişimsel bozukluklardan daha iyi olduğu bildirilmektedir. Bu çocuklarda okul yıllarında sosyal, davranışsal sorunlar, uyum ve ilişki sorunları görülmektedir. Ergenlik döneminde ve erişkinlikte anksiyete ve duygudurum bozukluğu risklerinin arttığı bildirilmektedir.

 
 
 
   
         
 
© 2010 Güneş Çocuk Ruh Sağlığı Merkezi